
Milan Kundera'nın büyük romanı. Bence yakın dönem Avrupa edebiyatının en önemli eserlerinden sayılabilir. Yazar felsefeden sosyolojiye, siyasetten teolojiye kadar ki alanlarda hakimiyetini ve tespitlerini - aynı zamanda eleştirilerini de - öylesine ustaca yerleştirmiş ki hayran kalmamak elde değil. Kitap epey hacimli ama bizi gerekli gereksiz karakterlere boğmuyor. Bu tarz kitapları seviyorum. Kitaba hacim katmak için çeşitli yollara başvurulmamış. Zaten Kundera gibi büyük bir yazarın neden böyle bir derdi olsun ki? Kitabı yazar-anlatıcı dan okuyoruz. Bu anlatıcı tarzı verilmek istenen mesajı eveleyip gevelemeden okuyucuya daha rahat ve doğrudan verme imkanı sunuyor bence. Yazar kendine daha geniş bir hareket alanı yaratabiliyor böylece ve daha özgür hissedebiliyor. Romanda zaman akışı doğrusal bir çizgide ilerlemiyor. Akıştaki ileri almalar ve geri sarmalar fazla olmadığından okuyucuyu yormuyor. Gereksiz mekan, kişi betimlemeleri ve kör göstergeler yok. Bu da keyifli bir okuma deneyimi sunuyor okuyucuya.
Kundera bu kitabı ile modernist roman ile postmoden roman arasında bir merdiven kurmak istemiş. Her iki tarafın sahasında gezintiler yapmış. VDH, dönemin Sovyet Rusya'sının kominist siyasi atmosferinin altında kalan Çek Cumhuriyeti'nin baskıcı rejiminde kendisine bir çıkış yolu arayan; bu arayışta hayatı, aşkı, bedeni, insanı sorgulayan bireylerin hikayesi. Kitabın içeriği bir hayli zengin. Göndermeler, ironiler, sert eleştiriler, alıntılar, mizah vs. Parmenides, Descartes, Nietzsche.. aklımda kalanlar. Descartes'ı, Sovyet rejimini, Avrupa idealizmini, kiliseyi yerden yere vuruyor. Okurken anlamak hiç zor değil bu kitabın yayınlandığında neden bu kadar ses getirdiğini.
KITSCH
Altını çizdiğim bu kavramı Kundera genişçe ele almış kitapta. Çok sık bahsediyor bazı bölümlerde. Peki nedir kitsch? Çok net bir tanımı olmasada benim anladığım özellikle diktatöryen rejimlerde halkı basmakalıp, taklitçi, sloganlarla etki altına alan, halkın maneviyatını sömürüp onları kolayca yönlendiren siyasi bir atmosfer ve buna uyum sağlamış sırıtkan, gösterişli, zevksiz bir kitleye dönüşmüş toplum. Kitsch siyasi alternatiflerin olmadığı toplumlarda gelişmeye başlıyor. Yazar 40 sene öncesinden bugünün Türkiyesi'ni harika özetliyor. Rest in peace Kundera!